Sosyal Medya Hesaplarımız

Eğlence

Gelmiş Geçmiş En İyi 10 Korku Filmi

Gelmiş geçmiş en iyi 10 korku filmini sizler için bir araya getirdik ve fragmanları ile süsledik, sizlerle paylaşmak için sabırsızlanıyoruz.

Eklenme Tarihi

-

Gelmiş Geçmiş En İyi 10 Korku Filmi

Sinema’nın var olması ile birlikte korku filmlerinin başladığını söyleyebiliriz ve bu türe ait birçok film hepimizin hayatında en az bir kaç gece uykusuz kalmamıza neden oldu. Çok önemli yönetmenlerin, çok büyük senaristler ile ve devleşen oyunculuklar eşliğinde beyaz perde’de izleyici ile buluşan Gelmiş Geçmiş En İyi 10 Korku Filmini sizlere sunmak için sabırsızlanıyoruz.

Not: İlginizi çekebileceğini düşündüğümüz Gelmiş Geçmiş En İyi 10 Klasik Film ve Gelmiş Geçmiş En İyi 10 Komedi Filmi başlıklı yazılarımızın da ilginizi çekebileceğini düşünüyoruz.

10. Peeping Tom – 1960 (IMDB Puanı: 7.8)

Gerilim türünün ilk önemli örneklerinden olan Peeping Tom; çocukken babası tarafından rahatsız edilerek korkuya ve şiddete maruz bırakılan Mark’ın zaman içerisinde psikolojik dengesini yitirmesini ve genç kadınları öldürmesini konu alıyor. Öldürdüğü kurbanlarının ölüm anlarını kameraya çeken ana karakterin süpriz finali ve senaronun işleyişi kesinlikle başyapıt denecek düzeyde.

9. Vampyr – 1932 (IMDB Puanı: 7.7)

Alman yönetmen Carl Theodor Dreyen tarafından beyazperdeye aktarılan film, ana karakterin doğa üstü olaylar ve çeşitli yaratıkları araştırmak için ıssız bir otele gitmesi ile başlıyor. Özellikle gölge oyunları ile izleyicinin tüylerini ürperten film günümüz vampir filmlerinin temelinde yatan bir çok mitin doğuşuna sebep olmuştur.

8. Let the Right One In / Gir Kanıma – 2008 (IMDB Puanı: 8)

Son dönem Avrupa sinemasının en görkemli örneklerinden olan Let the Right One In, annesi ile birlikte yaşayan Oscar adlı çocuğun günün bitinden Eli adında ki ilginç kızla tanışmasını ve Eli’nin sakladığı gizli sırrın ortaya çıkmasını konu almakta. Eli’nin vampir oluşu ve ikilinin başına gelen korkunç olaylar ile devam eden film, klasik vampir uyarlamalarından çok daha öte bir deneyim sunmakta. Oldukça özgün bir senaryo ile harmanlanan Let the Right One In filminin yönetmen koldutğunda Tomas Alfredson oturmakta.

7. Nosferatu: A Symphony of Horror / Nosferatu: Bir Dehşet Senfonisi – 1922 (IMDB Puanı: 8)

https://www.youtube.com/watch?v=7FfkGfb7c3c

Nosferatu için vampir filmlerinin atası dememiz yanlış olmayacaktır. Thomas Hutter adlı Alman, sıradan bir adamdır ve patronu Knock tarafından Kont Orlok isimli müşteriyi ziyaret etmesi için Transylvania’nın yolunu tutar. Yolculuk esnasında Karpatların eşiğinde karşılaştığı çeşitli insanlar ile sohbet eden ve onlara Kont Orlok’u ziyaret etmeyi amaçladığını söylediğinde insanlar dehşete düşer ve bu yoluculuktan kendisini vazgeçirmek için yalvarırlar. Thomas Hutter’ın ise Kont Orlok’a yapacağı ziyaret engellenemez.

6. The Exorcist / Şeytan – 1973 (IMDB Puanı: 8)

William Peter Blatty’nin aynı adlı romanından uyarlanan The Exorcist korku sinemasının en öncü yapıtlarından. Aktörlük yapan Chris MacNeil küçük kızı Regan ile birlikte yaşamaktadır. Regan’ın oldukça tuhaf hareketlerinin ardından kızını doktora götüren Chris, doktorların Regan’ın beyninde yaptığı tüm incelemeler sonucunda tıbbi anlamda sağlıklı olduğunu öğrenir. Fakat Regan’ın tuhaflıkları artarak devam edince Psikiyatr olan Peder Merrin’e gözükmeye karar verir ve Peder, Regan üzerinde yaptığı araştırmalar sonucunda içerisinde şeytan girdiğini tespit eder. Daha sonrasında MacNeil ailesinin bu çaresiz durumdan kurtulmak için verdikleri amansız mücadele ve korku izleyicileri beklemekte.

5. The Shining / Cinnet – 1980 (IMDB Puanı: 8.5)

Efsane yönetmen Stanley Kubrick tarafından Stephen King’in aynı isimli romanı baz alınarak sinemaya uyarlanan The Shining, yine bir diğer usta’nın (Jack Nicholson) oyunculuğu ile kült filmler arasındaki yerini aldı. Jack Torrance ailesi ile birlikte sıradan bir hayat yaşayan, sıradan bir insandır ve yazarlık yapmaktadır. Kış sezonu için tadilata alınan Overlook Oteli’nin bakımını üstlenen yazar hem ailesi ile daha fazla vakit geçirebilmek hem de sessiz sakin bir ortamda yazı yazabilmek için bu otelin bakımını üstlenir. Jack’in sıradışı sezgilere sahip olan küçük oğlu otel içerisinde yalnız olmadıklarını ve çeşitli hayaletlerin kendilerini izlediğini ailesine anlatmaya çalışsada bu konuda başarılı olamaz ve bastıran kar fırtınası nedeni ile otelde mahsur kalan aile, Jack’in doğaüstü varlıklar tarafından zihninin ele geçirilmesine ve yarattığı dehşete maruz kalır.

4. The Wicker Man / Lanetli Ada – 1973 (IMDB Puanı: 7.7)

https://www.youtube.com/watch?v=21gb49H-Uo4

İskoçya’nın Summerisle Adası’nda genç bir kız esrarengiz şekilde ortadan kaybolur. Bu gizemli davayı çözebilmek için Neil Howie isimli dedektif adanın yolunu tutar ve yerli halk ile yaptığı görüşmelerde böyle bir kızın varlığının asla olmadığını işitir. Film, ileri derecede Pagan inancına sahip olan yerel halkın ortadan kaybolan kızın varlığını kabul etmemesi ve dedektif Neil Howie’nin genç kıza ne olduğunu öğrenebilmek adına giriştiği zorlu mücadeleyi konu almakta.

3. Don’t Look Now / Şimdi Bakma – 1973 (IMDB Puanı: 7.4)

İngiliz sinemacı Nicolas Roeg’in üçüncü uzun metrajlı filmi Don’t Look Now. İlk iki filmiyle başarı yakalayan yönetmen, ikinci filminde yaptığı gibi başarısını yine bir üste taşımayı başarmış bu kült filmi yaparak. Don’t Look Now, içerisinde birçok türü barındıran bir film. Başlı başına gizem ve dramı her sahnede görmek mümkün. Zaman zaman gerilim filmine de dönüşen film; bir korku filmini andırmıyor da değil. Filmin öyle bir açılışı var ki direkt olarak izleyeni, ekrana bağlıyor ve filmin içerisine sokuyor. Doğal güzelliklerle çevrili evlerinde Baxter ailesiyle tanışıyoruz. John Baxter(Sutherland) kilise de çekilmiş tuhaf resmi incelerken, kızları da dışarıda dolaşmaktadır. Bu resmi incelerken, tuhaf bir şekilde resmin üzeri kan olmaya başlar ve aynı zamanda kızları da dışarıdaki gölde boğulmaktadır. İşte burada gerilim başlar..

2. Rosemary’s Baby / Rosemary’nin Bebeği – 1968 (IMDB Puanı: 8)

https://www.youtube.com/watch?v=PewtQsgN5uo

Rosemary ve Guy mutlu bir çiftdir ve New York’ta yeni hayatlarına başlayabilmek adına kötü şöhretli eski bir binada daire kiralarlar. Çiftin bu süreçte en büyük destekçisi yine aynı apartmanın üst katında oturan Castavet çiftidir. Castavet’lerin normal dışı olan misafirperverlikleri Rosemary açısında kaygı verici olsa da kocası Guy bu durumdan herhangi bir rahatsızlık duymamaktadır. Rosemary’nin her gece gördüğü kabuslar artarak devam ederken kocası Guy tarafından ciddiye alınmayan Rosemary bir gece rüyasında şeytani bir varlık tarafından tecavüze uğrar ve hemen sonrasında gerçek hayatta hamile kaldığı öğrenir. Roman Polanski tarafından beyaz perdeye uyarlanan film korku-gerilim türünün şüphesiz en başarılı örneklerinden biri.

1. Psycho / Sapık – 1960 (IMDB Puanı: 8.6)

Yönetmen koltuğundan Alfred Hitchcock’un oturduğu Psycho, korku sinemasının en önemli baş yapıtlarından biri olarak görülmektedir. Marion Cran Arizona’da emlak ofisinde çalışan sıradan bir kişidir. Sevgilisi Sam ile evlilik hayalleri kurar fakat evlenmek için yeterli birikimleri yoktur. Marion’a patronu tarafından 40 bin dolar emanet edilir ve bu paranın bankaya yatırılması için talimat alır. Yola çıkan Marion parayı çalmaya ve sevgilisi Sam ile evlenmeyi kafasına koymuştur. Daha sonra Sam ile buluşan Marion Bates Motel’de konaklamaya karar verir. Motelin işletmecisi olan Norman Bates annesine ve kuşlara saplantılı genç bir adamdır ve beraberce akşam yemeği yerler. Marion odasına çekilir ve duş almaya karar verir. Ünlü duş sahnesi ile sinema tarihine kazınan film izleyiciye gerçek anlamda korku yaşatmaktadır.

1999 yılından bu yana profesyonel olarak tasarım ile uğraşmakta ve kullanıcı arayüzü tasarımı konusunda yoğun çalışmalar yapmakta. Yazılı ve görsel basında bir çok çalışması yayınlanan Tekmen’in en büyük tutkusu okumak, yazmak ve üretmektir.

Devamını Oku
Yorum

Aygıtlar

Commodore 64’ün Ufaltılmış Versiyonu C64 Mini Yayınlanıyor!

Dünya’nın en çok satan ev bilgisayarı yeniden doğuyor! C64, ilk yayınlandığı tarih olan 1982 yılından tam 35 yıl sonra C64 Mini adı ile tekrar doğuyor.

Eklenme Tarihi

-

Yazar:

Dünya’nın en çok satan ev bilgisayarı yeniden doğuyor! 1980’lere ve ülkemizde 1990’lara damgasını vuran efsanevi ev bilgisayarı Commodore 64, ilk yayınlandığı tarih olan 1982 yılından tam 35 yıl sonra C64 Mini adı ile tekrar doğuyor.

Boyut olarak 1982’de üretilen ilk Commodore 64’e oranla %50 küçültülmüş C64 Mini, tam olarak 64 tane lisanslı oyun ile, klasik bir Joystick ve tüm modern TV’lere bağlayıp kullanabilmemiz için HDMI kablo ile birlikte sunulmakta. Ayrıca oyunlara kayıt etme özelliği, 2 tane USB girişi ile birlikte gelmekte ki bu USB girişlerini gerçek bir klavye ve ikinci bir Joystick için kullanabileceğiz.

C64 Mini Kutusu

C64 Mini Kutusu

Ayrıca C64 Mini’nin işletim sistemi klasik Commodore 64 ile aynı şekilde tasarlanmış ve yine Commodore 64 ile yapılabilen tüm işlevleri görmekte. Görüntü kalitesi ise klasik Commodore 64’e göre çok daha iyi. Ayrıca nostaljiyi tam anlamıyla yaşamak isteyenler için CRT özelliği de açıklanan özellikler arasında. 2018 yılının ilk aylarında satışa sunulması beklenen ve tavsiye edilen perakende satış fiyatı 69.99$ olan C64 Mini’nin içerisinde lisanslı şekilde sunulacak efsanevi oyunların tam listesi ise şu şekilde;

  • AlleyKat
  • Anarchy
  • Armalyte: Competition Edition
  • Avenger, Battle Valley
  • Bounder, California Games
  • Chip’s Challenge
  • Confuzion
  • Cosmic Causeway: Trailblazer II
  • Creatures
  • Cyberdyne Warrior
  • Cybernoid II: The Revenge
  • Cybernoid: The Fighting Machine
  • Deflektor
  • Everyone’s A Wally
  • Firelord
  • Gribbly’s Day Out
  • Hawkeye
  • Heartland
  • Herobotix
  • Highway Encounter
  • Hunter’s Moon
  • Hysteria
  • Impossible Mission
  • Impossible Mission II
  • Insects In Space
  • Mega-Apocalypse
  • Mission A.D
  • Monty Mole
  • Monty on the Run
  • Nebulus
  • Netherworld
  • Nobby the Aardvark
  • Nodes Of Yesod
  • Paradroid
  • Pitstop II
  • Rana Rama
  • Robin Of The Wood
  • Rubicon
  • Skate Crazy
  • Skool Daze
  • Slayer
  • Snare
  • Speedball
  • Speedball II: Brutal Deluxe
  • Spindizzy
  • Star Paws
  • Steel
  • Stormlord
  • Street Sports Baseball
  • Summer Games II
  • Super Cycle
  • Temple of Apshai Trilogy
  • The Arc Of Yesod
  • Thing Bounces Back
  • Thing on a Spring
  • Trailblazer
  • Uchi Mata
  • Uridium
  • Who Dares Wins II
  • Winter Games
  • World Games
  • Zynaps
C64 Mini Lisanslı Oyun Listesi

C64 Mini Lisanslı Oyun Listesi

Ayrıca yukarıdaki oyunların kullanım klavuzları da C64 Mini ile birlikte sunulacak. Tam çıkış tarihinin 2018 yılının ilk günlerin de açıklanması beklenen ve benim gibi çocukluk yıllarında bu efsanevi bilgisayara sahip olma şansına erişmiş retro tutkunlarının büyük bir heyecan ile karşılayacağını umduğum bu haberi paylaşmaktan ötürü ayrı bir mutluluk duyduğumu da belirtmem gerekiyor.

C64 Mini Tanıtım Videosu

Kaynak

Devamını Oku

Astroloji

“Dünyayı Kovalar Kurtaracak” Demek İçin 11 Sebep

Gelelim canımız bir tanemiz kovalara! Özgürlük kraliçelerine ve krallarına! Dünyayı sizce de kova burcuna ait olanlar kurtarmayacak mı?

Nihal Can

Eklenme Tarihi

-

Yazar:

"Dünyayı Kovalar Kurtaracak" Demek İçin 11 Sebep
Fotoğraf: Casey Horner - Unsplash

Nasıl seviyorsam burcumu Nasa’nın yeni burç takvimine bakmadım bile. Ben gidip dövmesini yaptırmışım omzuma, şimdi çocuklar hastanede karışmıs gibi nasıl düzelteyim. Hem yükselenim de Kova benim, kabul etmiyorum direniyorum. Bence NASA’nın açıklamasını sadece akrepler dikkate almalı. Burçlarını değiştirmeleri için müthiş bir fırsat :).

Gelelim canımız bir tanemiz kovalara!
Özgürlük kraliçelerine ve krallarına!

 

1. Özgürüz!

Kova burcu için özgürlük yaşamın değişmeyen tek kuralıdır. Kova olduğumuz için çok şanslıyız arkadaşlar, çok havalıyız. Kimseye boyun eğmiyoruz, mesajıma neden cevap vermedin sorusu bile erkek/kız arkadaşımızla ilişkimize son vermemiz için yeterli bir sebep. Hatta küçük yaşlarımızda özgürlüğümüze bir kısıtlama getirildiğinde ki ailemizce bunun adı ‘yasak’ oluyor, tırnaklarımızı çıkarabiliyoruz, rest çekebiliyoruz. İnadımdan mutfakta iki gün uyumuşluğum var benim. Yani aslında başka burçların ergenliği bizim karakterimiz. Kovalar 7’sinde neyse 70’inde de odur. Değiştiremezsiniz zorlamayın.
 

2. Gururluyuz!

Gurur derken “ilk o arasın gururu” değil tabi, sevdiklerimize ve değer verdiklerimize sonsuz tolerans gösterebiliriz. Mesela canım dediğimiz canımızı alabilir, hiç sorun değil. Ama yeni tanımaya başladığımız insanlara karşı son derece soğuk davranabiliriz, mesafeliyizdir. Bu da iş hayatında ve özel hayatta ayakta kalma gücümüzü sağlayan bir özelliğimizdir. Birileri canını yaktığında çemkiren, düşünmeden paylaşımlar yapan, ona küçük mesajlar gönderen bir kova görmedim, kova intikam almak için bile uğraşmaz çünkü eğlenmenin değerini bilir. Ağlaması gereken dakikalarda mutlaka bir yerlerde dans ediyordur.
 

3. Yardımseveriz!

Bu konuda konuşmak beni rahatsız ediyor, sanırım hayattaki en iyi duruşumuz yardımseverliğimiz. Anlamsız bir şekilde her an herkese yardımcı olabilmek ve insanların yüzlerini güldürmek amacıyla doğmuşuz. Hak eden var, hak etmeyen var ama kovalar için emin olun bu da hiç önemli değil. Yaptıkları iyiliklerden bahsedildiğinde konuyu değiştirmeye çalışırlar, utanırlar. Övgü sevmezler, öyle ki “bugün çok şıksın”, “çok güzelsin” cümleleri bile onları utandırmak ve konuyu değiştirmek için yeterli bir sebeptir.
 

4. Önsezilerimiz var!

Kova burcu olarak doğmak yetmezmiş gibi bir de önsezilerimiz var ki sormayın. Hemen hemen her şeyi hissederiz. İnsan sarrafıyız demiyorum ama iyi-kötü bütün insanları ilk görüşte çözebiliyoruz, olacakları önceden hissediyoruz ve önlemimizi alıyoruz. Kalp gözümüz açık bizim arkadaşlar.
 

5. Doğuştan Pop Starız !

Dünya eğlenmek ve gülmek, mümkünse bol bol dans edip, gezmek, keşfetmek ve sanat için var. Sosyaliz, girdiğimiz tüm ortamlarda görüşlerimizle dikkat çekeriz, ve hep aranan ve fikri alınan kişileriz. Ortamların, enerjisi hiç tükenmeyen insanlarıyız, pozitifiz, yapıcıyız ve her zaman sahne önünde olmalıyız. Sahne önünde olmayı çok severiz çünkü doğuştan starız.
 

6. Sadığız!

Benim en sevdiğim ikinci özelliğimiz; sadakatimiz. Sorgulanamaz bile. Sahip olduğumuz, ait olduğumuz değil, değer verdiğimiz, değer gördüğümüz herkese ve her şeye karşı sonsuz bir sadakatimiz var bizim. “Yolda bulduklarımızı yola çıktıklarımıza değişmeyiz”.
 

7. Sadece sevginin kölesiyiz!

Bizim için maddi değerlerin hiçbir anlamı yok. Para paradır ve bizim için bir kağıt parçasıdır. Önemli olan maneviyattır. Sevgi, dostluk, yardım bizim için önemlidir çünkü dünyayı sevginin kurtaracağını biliriz. Sadece dostluğum egemen olduğu bir dünya özlemi çekiyoruz.
 

8. Hümanistiz!

İnsanları severiz ve dünyadaki hiçbir şeyin canlıdan daha önemli olmadığını biliriz. Bu yüzden çoğu zaman kurallara karşı çıkarız, savaşlara karşıyız, doğayı, insanı, hayvanı o kadar çok severiz ki sonsuza kadar bir arada kalmalı ve birbirimize destek olmalıyız, özgür kalmalıyız.
 

9. Canlıların Hepsini Önemseriz!

Daha o kadar çok özelliğimiz var ki, kurallardan nefret ediyoruz. Hayvanlara ve doğaya da insanlar gibi saygı duymamız gerektiğini düşünürüz. Dünyadaki iyileştirici tek gücün sevgi olduğuna inanırız. Sistemin kölesi olmak yerine, daha makul, daha eşit bir sistem yaratmayı hayal ederiz. Her canlının özgürlüğünü savunuruz.
 

10. Sanat Olmazsa Olmazımız!

Şarkı söylemek, enstrüman çalmak, dans etmek ve sanatı hissetmek istiyoruz, sanatın bir parçası olmak istiyoruz.
 

11. Adiliz!

Haksızlıklara tepki olarak doğmuş devrimcileriz biz. En sevdiğimiz söz “iyi olmak kolaydır, zor olan adil olmak”tır. Her zaman adil olmaya çalışıyoruz, ırk, cinsiyet, ekonomik ya da kültürel ögelere bakmadan herkesin aynı olanaklara sahip olmasını istiyoruz.
 
Peki, Hiç Mi Kötü Özelliğimiz Yok?

Var ama çok az 🙂

Dik kafalıyız, unutkanız, derin duygulardan korkarız, inatçıyız, çoğu zaman anlaşılmazız, aykırı davranmaktan hoşlanırız, birdenbire ortadan kayboluruz .

Biz kovalar deliyiz ya da dâhiyiz; o ince çizgide gezeriz. Ama görürsünüz dünyayı bir kova kurtaracak. Dünyayı bir gün mutlaka SEVGİ kurtaracak.

Sevgiler Efendim.

Devamını Oku

Eğlence

Tüm Zamanların En Hüzünlü 10 Filmi

Tüm Zamanların En Hüzünlü 10 Filmi listemiz ile göz yaşlarınıza engel olamayacak, sinema’nın dram türünün, en hüzünlü örneklerine tanıklık edeceksiniz.

Eklenme Tarihi

-

Yazar:

Tüm Zamanların En Hüzünlü 10 Filmi

Kış ayları yaklaşırken, dışarıda yağan yağmurun huzurlu sesi ile birlikte sinema’nın büyülü dünyasına girmek özlemle beklediğimiz zamanların habercisidir. Drama ve romantik filmler ise bu zamanlarda oldukça fazla etki eder seyircisine. Biz de bu dönemi Tüm Zamanların En Hüzünlü 10 Filmi listesi ile taçlandırmak istedik ve listenin sonuna sizler için bir bonus film daha ekledik.

Aşağıdaki filmleri seyrederken yanınızda göz yaşlarınızı silmek için mendil bulundurmayı, yanında ağlamaktan utanacağız sevdikleriniz ile birlikte seyretmemeye özen göstermeyi ihmal etmeyin!

1. Requiem for a Dream (2000)

Film, uyuşturucu bağımlısı 4 karakteri anlatmaktadır. Hubert Selby’nin romanından uyarlanan trajik hikaye, ‘Black Swan’, ‘The Wrestler’, ‘Pi’ ve The Fountain gibi kült filmlere imza atmış Darren Aronofsky tarafından yönetilmiş; özellikle de Clint Mansell tarafından yapılan müzikleriyle hafızalara kazınmıştır.

2. Sophie’s Choice (1982)

İkinci dünya savaşı sırasında, Nazi toplama kampında acılı günler yaşayan Sophie’nin (Merly Streep) dramı… İki çocuk annesi olan Sophie, çocuklarının hayatını kurtarmak için zor bir tercih yapmak zorunda bırakılır. Bu zor seçimden sonra, kamptan kurtulmayı başaran Sophie için, zor günler bitmemiştir. Sonuçta çocuklarından birini kurtarabilirken diğerinin ölümüne engel olamayan kadını bunalımlı günler beklemektedir. William Styrun’un çok satan romanından uyarlanan filmde Merly Streep en iyi kadın oyuncu dalında oscar ve altın küre dahil yedi ödül kazanmıştır…

 

3. Boys Don’t Cry (1999)

Teena Brandon, kendisini bir erkek olarak hisseden yalnız bir kızdır. Bir gün saçını kestirir ve erkek olduğunu ispatlamak için bir bara gider. Daha sonra şehirden ayrılarak Falls City kasabasına yerleşir ve herkese kendini bir erkek olarak tanıtır. İsmini Brandon Teena olarak değiştirir ve fazla geçmeden kendine Lana adlı bir kız arkadaş bulur.

 

4. Philadelphia (1993)

Eşcinsel ve işinde başarılı bir avukatın (Tom Hanks) birgün AIDS virüsü taşıdığı fark edilip, çok geçmeden çalıştığı hukuk bürosundaki işine de sudan bir sebepten dolayı son verilir. Şirketin patronu ile arasının çok iyi olmasından dolayı buna çok şaşıran avukat, şirketi ve patronu aleyhine mahkemeye dava açmaya karar verir. Böylece AIDS kurbanı olan bir insanın toplum içindeki yerini sorgulayan bir dava da başlamış olur. Ve ona bu hukuk mücadelesinde arkadaşı (Denzel Washington) yardımcı olur.

 

5. The Green Mile (1999)

Mucizeler hiç beklemediğiniz yerlerde gerçekleşebilir, hatta Cold Mountain cezaevinin bir hücresinde bile. John Coffey, doğaüstü güçlere sahip bir mahkumdur. Tom Hanks ise bu hapishanede görevli bir gardiyandır.

Yeşil Yol, hastalık, ölüm, iyilik ve kötülük üzerine etkileyici bir öyküyle King’in güçlü kalemini ve Tom Hanks’ın oyunculuğunu birleştiren, duygu yüklü bir film. Yönetmen Darabont, romana sadık kalarak öykünün büyülü duygusallığını beyaz perdeye taşıyor. Bu film, dört dalda Oscar ödüllerine aday gösterilmişti.

 

6. Hotel Rwanda (2004)

Başrolünü Don Cheadle’ın oynadığı, üç dalda Oscar’a aday gösterilen Hotel Rwanda izlemesi zor, unutması daha da zor bir film.

Afrika’nın kalbinde küçücük bir ülke Ruanda. Uganda, Burundi, Kongo ve Tanzanya ile çevrili. Nüfusu 10 milyon. Tarihi acılarla bezeli. Çok değil, bundan 15 yıl önce, dünyanın bir kısmı yeni binyılın eşiğinde farazi kıyamet senaryolarıyla eğleşirken, Ruanda nüfusunun % 10’unu, tam bir milyon insanını 100 gün gibi kısa bir sürede soykırım vahşetine kurban verdi. Belçikalı sömürgecilerin marifetiyle Hutular ve Tutsiler diye iki uydurma etnik gruba bölünen ülke, üstelik Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün burnunun dibinde ve tüm dünya medyasının gözünün önünde yüzyılın en büyük cinnetini geçirdi ve kimsenin kılı bir kıpırdamadı. İşte Hotel Rwanda bu vahşetin, bu duyarsızlığın, bu lanetli tarihin öyküsünü anlatıyor. Ülkenin en lüks otelinde müdür yardımcısı olarak çalışan ve soykırım başladığında sadece kendi ailesini değil, tanıdığı, tanımadığı, 1200’den fazla yurttaşını korumak için tüm servetini ve bağlantılarını seferber eden Paul Rusesabagina bugün ülkesinde gerçek bir kahraman olarak anılıyor. En azından bazıları tarafından. Terry George’un filminin merkezine yerleştirdiği Rusesabagina’nın hikayesi kimi açılardan Spielberg imzalı Schindler’s List’i anımsatıyor.

 

7. Life Is Beautiful (1997)

1930’ların İtalya’sında Guido adındaki tasasız, kaygısız bir Yahudi kitapçı yakın bir şehirdeki güzel kadına kur yapıp onunla evlenerek bir peri masalı başlatır.

Guido ve karısının bir oğulları olur ve İtalya’yı Alman güçleri istila edene kadar birlikte mutluluk içinde yaşarlar. Ailesini bir arada tutabilmek ve oğlunun Yahudi toplama kamplarının dehşetinden elinden geldiğince uzak tutmak çabası ile Guida bu yıkımı bir oyun gibi gösterir. Bu oyunun kazanma ödülü ise bir tanktır…

Birbirine sevgiyle kenetlenmiş bir ailenin mutlaka izlenmesi gereken öyküsü… Bu filmi izledikten sonra hayata bakış açınız değişecek… Bir annenin ve özellikle de babanın akılalmaz mücadelesi!

 

8. City of Angels (1998)

Filmde Nicolas Cage, Los Angeles üzerinde gezinen ve kalp cerrahı Dr. Maggie Rice’la karşılaşan melek Seth’i canlandırıyor.

Dr. Rice, bir hastanın nedensiz bir şekilde ameliyat masasında kaybetmiş, kendine güveni altüst olmuştur. Seth, her ne kadar ölen hastaya yardım için orada olsa da, kendine güvenini tekrar kazanmasına yardım etmek istediği Maggie’den etkilenir. Maggie’in güvenini kazanmasını sağlarken ona aşık olur ve hep izleyip hiç yaşamadığı dünyevi hayata kavuşmanın yollarını aramaya başlar.

 

9. Roots (1977)

https://www.youtube.com/watch?v=EE0mOzkJWnM

Dizimiz Afrika’da başlıyor. Yağız bir delikanlı olan Kunta Kinte’nin hikayesi anlatılıyor. Davul yapmak için uygun kütük arayan Kunta Kinte, köle peşinde koşan Amerikalı avcılar tarafından yakalanıyor ve Amerika’ya götürülüyor. Burada açık artırmada çiftlik sahibi bir adama satılıyor.

Efendisinin kendisine verdiği yeni isim Toby ile çiftlik yaşamına atılıyor. Kunta ise daima özgür olarak yaşama planları yapıyor. Kaçış denemeleri yapıyor fakat yakalanıyor. Son kaçış denemesinde köle avcıları tarafından ayağını kesilmesiyle kaçış denemelerini artık sonlandırıyor. Çiftliğin aşçısı Bell ile yakınlaşıyorlar ve evleniyorlar. Kizzy adında bir kız çocukları oluyor. Ve Kunta Kinte’nin soyundan gelen birkaç jenerasyonunun başından geçen olaylar acısıyla, tatlısıyla bizlere aktarılıyor…

 

10. The Champ (1979)

Billy Flynn eski bir boks şampiyonuydu ama bütün dünya onu alkol ve kumara yenik düşmüş biri olarak görüyordu, küçük oğlu TJ hariç. O, babasının sakatlanarak boksu bırakmak zorunda kaldığını sanıyordu ve babası onun için her zaman ŞAMPİYON olarak kalacaktı.

Frances Marion’un yazdığı bu hikaye, 1931’de iki Akademi Ödülü birden kazandı ve yönetmen Franco Zeffirelli tararından güncelleştirilerek, John Voight, Faye Dunaway ve Ricky Schroder gibi yıldızlarla unutamayacağınız bir film oldu.

Bonus: In Love and War (1996)

Muhabir Ernest Hemingway 1. Dünya Savaşı esnasında İtalya’da ambülans şöförlüğü yapmaktadır. Hayatını görev esnasında tehlikeye atarken yaralanır ve gözlerini bir hastanede açar. Hemşiresi Agnes von Kurovsky ile aralarında tutkulu bir aşk başlar.

 

Tüm Zamanların En Hüzünlü 10 Filmi Hakkında

Film listeleri hazırlamak daima zordur ve büyük bir okuyucu kitlesi kendilerince çok daha önemli olan filmleri listede görmek ister. Bu doğrultuda sizi en çok ağlatan, bu listede var olan filmlerden çok daha hüzünlü olduğunu düşündüğünüz filmleri lütfen aşağıdaki yorum alanı üzerinden bizlerle ve okuyucularımızla paylaşın.

Tüm Zamanların En Hüzünlü 10 Filmi‘nin fragmanlarını YouTube üzerinde hazırladığımız Playlist üzerinden rahatlıkla tek bir ekrandan seyredebilirsiniz.

Son olarak Tüm Zamanların En Hüzünlü 10 Filmi‘nin film açıklamalarında DivXPlanet ve Beyaz Perde sitelerinden faydalandık.

İlginizi Çekebilecek Benzer Film Listelerimiz;

Devamını Oku

Popüler Makaleler